İstanbul’dan dünyaya sesini hikâye anlatıcılığı üzerinden duyurmayı amaçlayan beş kişilik vokal grubu LINED, İstanbul Festivali kapsamında Yenikapı Festival Alanı’nda iki özel performans gerçekleştirecek.
Liza Gümüşcü, İrem Karakaş, Nehir Gür, Eda Gülener ve Dora Dördüncü’den oluşan grup; 2 Ağustos’ta Ajda Pekkan ve Gökhan Türkmen’in, 12 Ağustos’ta ise Levent Yüksel ve Hande Yener’in konser vereceği günlerde Genç Sahne’de dinleyicilerle buluşacak.
Adını “çizgi” fikrinden alan LINED, her üyesinin kendi kimliğini ve üretim biçimini koruduğu ortak bir müzikal alan yaratıyor. Grup için çizgi, insanları ayıran bir sınır değil; herkesin kendi yönünü belirleyebileceği yaratıcı bir yol anlamına geliyor. Bu yaklaşım, grubun hem şarkı sözlerine hem de vokal düzenlemelerine yansıyor.
Türkiye’den dünyaya doğru yeni bir müzik çizgisi
K-Pop akımından farklı bir noktada konumlanan T-Pop, yalnızca Türkçe sözlü pop müziği ya da Türkiye’de üretilen popüler müziği ifade etmiyor. LINED’ın tanımladığı biçimiyle T-Pop; Türkiye’nin çok katmanlı müzik mirasını, İstanbul’un kültürel karşılaşmalarını ve farklı dillerin bir arada var olma hâlini çağdaş pop müziğin anlatım olanaklarıyla buluşturan yeni bir üretim yaklaşımı.
Bu anlayış içinde makam müziği, caz armonileri, klasik müzik, Anadolu pop, müzikal tiyatro ve çağdaş prodüksiyon teknikleri birbirinden ayrı alanlar olarak görülmüyor. Bir longa, Fransız piyano geleneğinden bir eser, caz vokal yaklaşımı ya da geleneksel bir uzun hava; günümüz pop dili içinde yeni bir hikâyenin parçasına dönüşüyor.
LINED’ın müzikal dünyasının merkezinde ise hikâye anlatıcılığı bulunuyor. Grup için şarkıların kaynakları kadar hangi hikâyeyi anlattığı, hangi tarihsel karakterleri bugüne taşıdığı ve sahnede nasıl bir duygusal yolculuğa dönüştüğü de önem taşıyor.
Türkçe ve İngilizce sözleri aynı anlatı içinde kullanan LINED, geçmişi nostaljik bir dekor olarak yeniden üretmek yerine bugünün sorularıyla buluşturuyor. Grup için T-Pop; Batı pop müziğinin kalıplarını takip etmek değil, Türkiye’den dünyaya doğru yeni ve özgün bir çizgi çekmek anlamına geliyor.

Erik Satie’nin “Gnossienne No.1” eserine yeni yorum
LINED, sahne çalışmalarının yanı sıra dijital müzik kataloğunu da genişletiyor. Grubun 26 Haziran’da yayımlanan ilk single’ı “Istanbul Not Constantinople: A Nihavend Response”ın ardından, Erik Satie’nin klasikleşmiş eseri “Gnossienne No.1”e getirdiği yeni yorum 31 Temmuz’da dinleyiciyle buluşacak.
Grubun ilk single’ı “Istanbul Not Constantinople: A Nihavend Response”, İstanbul’un müzikal mirasını çağdaş bir yorumla ele almıştı. Kanun ve klarnetin eşlik ettiği çalışmada, Osmanlı döneminin öncü kadın kemanilerinden besteci ve eğitimci Kevser Hanım’ın “Nihavend Longa”sının açılış teması; The Four Lads’in 1953 tarihli kaydıyla hafızalara yerleşen “Istanbul Not Constantinople” şarkısı ve proje için yazılan yeni sözlerle üç katmanlı bir müzikal anlatıya dönüşmüştü.
Şarkı, yayımlanmasının ardından Spotify’ın New Music Friday Türkiye ve EQUAL Türkiye listelerinde yer aldı.
LINED’ın ikinci single’ı “Gnossienne No.1” ise Erik Satie’nin 1890 tarihli eserini İstanbul’dan yükselen yeni bir kadın sesinin perspektifiyle yeniden yorumluyor. Çalışma; Paris’te modern müziğin sınırlarını zorlayan Satie ile aynı dönemde İstanbul’da kadın kimliği, bağımsızlık ve emek üzerine yazan Fatma Aliye Hanım’ı aynı anlatı içinde buluşturuyor.
Düzenlemenin edebî referansını ise Fatma Aliye’nin “Udî” romanındaki müzisyen karakter Bedia oluşturuyor. İki bölümden oluşan eserin Türkçe sözlerle örülen ilk bölümü geçmişin izlerini ve kayıpları anlatırken, İngilizce ikinci bölüm bugünün genç kadın sesini ve yeniden ayağa kalkma iradesini öne çıkarıyor.
Düzenlemede ayrıca Barış Manço’nun “Dönence” eserine ince bir bas riff göndermesi de yer alıyor.


