Fransa’nın Cagnes-sur-Mer kentinde, Pierre-Auguste Renoir’ın hayatının son yıllarını geçirdiği evde kurulan Musée Renoir, 8 Eylül sabahı sanat hırsızlarının hedefi oldu.
Fransa Kültür Bakanlığı’nın açıklamasına göre iki kişi saat 05.48’de müzeye zorla girdi. Hırsızlar, Musée d’Orsay tarafından 1995’ten bu yana müzeye ödünç verilen dört Renoir tablosunu alarak kaçmaya çalıştı.
Dört tabloyu aldılar, ikisini bahçede bıraktılar
Çalınan eserler “Portrait de Madame Stephen Pichon”, “La Jeune Femme au puits”, “Coco lisant” ve “Portrait de Madame Colonna Romano” oldu.
Ancak soygun planlandığı gibi sonuçlanmadı. Alarmın devreye girmesinin ardından polis ekipleri yaklaşık beş dakika içinde müzeye ulaştı. Kaçmaya çalışan hırsızlar eserlerden “Madame Stephen Pichon” ile “Coco lisant”ı müzenin bahçesinde bıraktı.
“Madame Colonna Romano” ile “Jeune Femme au puits” ise hâlâ kayıp.
Soygunun ilk aşamada yaklaşık 9 milyon avroluk bir değeri kapsadığı açıklansa da bu rakam dört eser üzerinden yapılan ilk tahmine dayanıyor. Yalnızca iki tablonun kayıp kalması nedeniyle nihai değer yeniden hesaplanabilir.
Kayıp eserlerin geçmişi de dikkat çekiyor
Olayı sıradan bir sanat hırsızlığından ayıran ayrıntılardan biri tabloların mülkiyet geçmişi.
Fransa Kültür Bakanlığı, çalınan dört eserden üçünün MNR (Musées Nationaux Récupération) statüsünde bulunduğunu açıkladı. Bu statü, II. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’dan geri getirilen ancak gerçek sahipleri henüz belirlenememiş kültür varlıkları için kullanılıyor.
Fransız devleti bu eserlerin sahibi değil; hak sahipleri bulununcaya kadar onları geçici olarak koruyor.

Renoir’ın son evinde gerçekleşti
Soygunun yapıldığı müze de sanatçının yaşam öyküsünde özel bir yere sahip.
Renoir, 1907’de Cagnes-sur-Mer’deki Domaine des Collettes‘i satın aldı ve 1919’daki ölümüne kadar burada yaşadı. Ev daha sonra sanatçının eserleri, heykelleri, mobilyaları, fotoğrafları ve kişisel eşyalarının sergilendiği müzeye dönüştürüldü.
Dolayısıyla hırsızlar yalnızca Renoir eserlerinin sergilendiği herhangi bir galeriye değil, ressamın yaşamının son dönemine doğrudan tanıklık eden mekâna girdi.
Avrupa’da müzeler peş peşe hedefte
Renoir Müzesi’ndeki soygun, son aylarda Avrupa’da yaşanan bir dizi yüksek profilli müze hırsızlığının son halkası.
Temmuz ayında Fransa’daki Lalique Müzesi’ne giren üç maskeli kişi yalnızca 11 dakika içinde altı vitrini parçalayarak yaklaşık 4,5 milyon avro değerinde 27 mücevher ve sanat eserini çaldı.
Aynı ay Musée du Pays Châtillonnais’da ziyaretçi gibi davranan iki kişi, yaklaşık 2 bin 500 yıllık altın bir torku gündüz saatlerinde müzeden çıkardı. Ağustosta ise Sicilya’daki Museo Regionale di Messina’dan Antonello da Messina’ya atfedilen dört Rönesans eseri çalındı.
Daha da dikkat çekici olanı, Renoir’ın bu yıl ikinci kez büyük bir müze hırsızlığının merkezinde bulunması. Mart ayında İtalya’daki Magnani Rocca Vakfı’na giren hırsızlar Renoir’ın Fish adlı tablosuyla birlikte Cézanne’ın Still Life with Cherries ve Matisse’in Odalisque on the Terrace eserlerini üç dakikadan kısa sürede çalmıştı. Yaklaşık 9 milyon avro değerindeki üç eser ağustos ayında İtalyan polisi tarafından bulunmuştu.
Bütün bu olayların öncesinde ise Ekim 2025’te Louvre’dan yaklaşık 88 milyon avro değerindeki Fransız kraliyet mücevherlerinin çalınması, Avrupa’daki müze güvenliği tartışmasının en çarpıcı örneklerinden biri olmuştu.
Renoir Müzesi’ndeki son soygun, tartışmayı yeniden alevlendirdi. Fransa’da 2024 itibarıyla müzelerin yalnızca yüzde 23’ünün acil durum ve risk önleme planına sahip olduğunun ortaya çıkması, kültür varlıklarının korunmasındaki açıkların yalnızca tek tek müzelerle sınırlı olmadığı eleştirilerini güçlendiriyor.
Kaynak: Fransa Kültür Bakanlığı, Le Monde, The Art Newspaper




