1. Haberler
  2. KÜLTÜR SANAT
  3. 4 bin yıllık aşk şiiri ve Kadeş Antlaşması yeni evine yerleşti

4 bin yıllık aşk şiiri ve Kadeş Antlaşması yeni evine yerleşti

İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesindeki Eski Şark Eserleri Müzesi, dört yıllık aranın ardından yeniden ziyarete açıldı. Bir zamanlar Osman Hamdi Bey’in girişimiyle kurulan Sanayi-i Nefise Mektebi’ne ev sahipliği yapan tarihi yapıda; 4 bin yıllık Sümer aşk şiirinden Kadeş Antlaşması’na, İştar Kapısı kabartmalarından 75 bin çivi yazılı belgenin bulunduğu tablet arşivine uzanan benzersiz bir koleksiyon yeniden ziyaretçiyle buluşuyor.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul’un en önemli arkeoloji duraklarından biri yeniden kapılarını açtı. Eski Şark Eserleri Müzesi, 2022’den bu yana kapalı olduğu dönemin ardından İstanbul Arkeoloji Müzeleri yerleşkesinde yeniden ziyaretçi kabul etmeye başladı.

Müzenin koleksiyonu Anadolu ve Mezopotamya’nın Yunan öncesi, Mısır ve Arap Yarımadası’nın ise İslam öncesi dönemlerine uzanıyor. Eserlerin önemli bölümü 19. yüzyılın sonlarından I. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı topraklarında gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarıldı ve dönemin başkenti İstanbul’a getirildi.

Ancak Eski Şark Eserleri Müzesi’ni özel kılan yalnızca koleksiyonu değil. Binanın kendisi de Türkiye’nin sanat, arkeoloji ve müzecilik tarihinin önemli bir parçası.

Arkeoloji Müzesi’nin giriş kapısı

Osman Hamdi Bey’in izinde: Sanayi-i Nefise’den müzeye

Bugün binlerce yıllık Mezopotamya ve Anadolu eserlerinin sergilendiği yapı başlangıçta müze olarak tasarlanmadı. Osman Hamdi Bey’in girişimiyle 1883 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi, yani Güzel Sanatlar Akademisi olarak inşa ettirildi. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk güzel sanatlar okulu olan kurum, bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin de temelini oluşturdu. Binanın mimarı ise İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin klasik binasını da tasarlayan Alexander Vallaury idi.

Osman Hamdi Bey’i burada yalnızca Kaplumbağa Terbiyecisi gibi eserleriyle tanıdığımız ressam kimliğiyle düşünmek eksik kalıyor. Onun kültür tarihindeki belirleyici rollerinden biri, modern müzeciliğin ve sanat eğitiminin kurumsallaşmasına yaptığı katkıydı.

1881’de Müze-i Hümayun’un müdürlüğüne getirilen Osman Hamdi Bey’in döneminde arkeolojik eserlerin korunması, sınıflandırılması ve müze koleksiyonlarının geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Sanayi-i Nefise Mektebi ise onun sanat eğitimi alanındaki en kalıcı girişimlerinden biri oldu.

Dolayısıyla bugün Eski Şark Eserleri Müzesi’nin kapısından giren ziyaretçi aslında iki ayrı tarih katmanına adım atıyor: Vitrinlerde Mezopotamya ve Anadolu’nun binlerce yıllık geçmişi, binanın duvarlarında ise Osman Hamdi Bey’in 19. yüzyılın sonunda şekillendirdiği sanat ve müzecilik ideali bulunuyor.

Sanayi-i Nefise Mektebi’nin 1917’de başka bir binaya taşınmasının ardından yapı Müzeler Müdürlüğü’ne tahsis edildi. Dönemin müze müdürü Halil Edhem Bey, Yakın Doğu’nun eski kültürlerine ait eserlerin Yunan ve Roma eserlerinden ayrı sergilenmesi gerektiğini düşünerek yapının Eski Şark Eserleri Müzesi olarak düzenlenmesini sağladı.

4 bin yıl öncesinden bir aşkın izleri

Müzenin en merak uyandıran eserlerinden biri, kamuoyunda “dünyanın en eski aşk şiiri” olarak bilinen Sümer tableti.

Yaklaşık dört bin yıl öncesine tarihlenen çivi yazılı tablet, aşk ve bereket ritüelleriyle ilişkilendirilen dizeleri günümüze taşıyor. Kil üzerine yazılmış birkaç satırın binlerce yıl sonra hâlâ ilgi görmesinin nedeni ise yalnızca arkeolojik yaşı değil. Devlet kayıtlarının, ticari belgelerin ve hukuki metinlerin arasında bu kez karşımıza son derece tanıdık bir insan duygusu çıkıyor: aşk.

Yeni sergileme düzeninde ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği eserler arasında bu küçük tablet de bulunuyor. Müzenin öne çıkan eserleri arasında “En Eski Aşk Şiiri” de yer alıyor.

Kadeş Antlaşması: Binlerce yıllık diplomasi

Birkaç adım ötede bu kez aşkın değil, savaş ve barışın hikâyesiyle karşılaşılıyor.

Müzenin dünyaca tanınan eserlerinden Kadeş Antlaşması, Hititler ile Mısır arasında MÖ 13. yüzyılda varılan anlaşmanın çivi yazılı belgelerini günümüze taşıyor. İnsanlık tarihinin en eski diplomatik metinleri arasında değerlendirilen Kadeş, binlerce yıl önce devletler arasında savaşın ardından barışın nasıl kayıt altına alındığını gösteren olağanüstü bir belge niteliğinde. Kadeş Antlaşması, müzenin resmi koleksiyon tanıtımında da başlıca eserlerden biri olarak gösteriliyor.

Aynı müze salonlarında bir tarafta binlerce yıl öncesinin aşk sözlerini, diğer tarafta dönemin büyük güçleri arasındaki diplomatik anlaşmayı görmek, Eski Şark Eserleri Müzesi’nin belki de en etkileyici tarafını ortaya çıkarıyor: Tarih burada yalnızca hükümdarların ve savaşların değil, insanın da hikâyesine dönüşüyor.

1. Naram-Sin’in Zafer Steli

İştar Kapısı’ndan 75 bin tablete

Müzenin hazineleri bu iki eserle sınırlı değil.

Babil’in ünlü İştar Kapısı’na ait kabartmalar, Akad Kralı Naramsin’in Steli, Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Urartu kültürlerinden eserler ile geniş çivi yazılı belge koleksiyonu müzenin öne çıkan parçaları arasında.

Özellikle Tablet Arşivi başlı başına dikkat çekici: müze kayıtlarına göre koleksiyonda yaklaşık 75 bin çivi yazılı belge bulunuyor. Bu belgeler yalnızca kralların ve savaşların tarihini değil; ticaretten hukuka, inançlardan gündelik yaşama kadar eski toplumların dünyasına ilişkin çok farklı kayıtları barındırıyor.

Müzenin bölümleri de bu geniş coğrafyayı takip ediyor: İslamiyet Öncesi Arabistan, Mısır, Mezopotamya, Anadolu, Urartu ve Çivi Yazılı Belgeler. Böylece ziyaretçi tek bir uygarlığı görmek yerine farklı kültürlerin tarihsel gelişimleri arasında ilerleyebiliyor.

Bir müzeden fazlası

Eski Şark Eserleri Müzesi’nin yeniden açılması, İstanbul’a yalnızca önemli bir koleksiyonu geri kazandırmıyor. Yapı, 1883’te Osman Hamdi Bey’in sanat eğitimi hayaliyle başlayan kendi hikâyesini de yeniden görünür kılıyor.

Bir zamanlar genç ressamların, heykeltıraşların ve mimarların yetiştirildiği Sanayi-i Nefise Mektebi’nin salonlarında bugün Sümerlerin aşk dizeleri, Hititlerin diplomatik belgeleri ve Babil’in anıtsal sanatının parçaları bulunuyor.

Bu nedenle müzede geçirilen birkaç saat, yalnızca Mezopotamya’dan Anadolu’ya uzanan binlerce yıllık bir yolculuk değil; aynı zamanda Osman Hamdi Bey’den bugüne Türkiye’de müzeciliğin ve sanat eğitiminin geçirdiği dönüşümü izleme fırsatı sunuyor.

4 bin yıllık aşk şiiri ve Kadeş Antlaşması yeni evine yerleşti
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.