1. Haberler
  2. KÜLTÜR SANAT
  3. Edip Cansever 98 yaşında: Şiiri neden hâlâ bizimle konuşuyor?

Edip Cansever 98 yaşında: Şiiri neden hâlâ bizimle konuşuyor?

Doğumunun 98. yılında Edip Cansever'i yeniden anıyoruz. İkinci Yeni'nin büyük şairi; yalnızlığı, yabancılaşmayı ve modern insanın iç dünyasını anlatan şiirleriyle aradan geçen yıllara rağmen güncelliğini koruyor. Kapalıçarşı'daki antikacı dükkânından modern Türk şiirinin zirvesine uzanan yolculuğuna ve unutulmayan dizelerine yakından bakıyoruz.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün Edip Cansever’in doğumunun 98. yılı. Aradan neredeyse bir asır geçmiş olmasına rağmen onun şiiri hâlâ yeni okurlar buluyor, dizeleri sosyal medyada paylaşılıyor, kitapları yeniden basılıyor.

Bunun nedeni yalnızca İkinci Yeni’nin en önemli şairlerinden biri olması değil; insanın değişmeyen hâllerini anlatması. Yalnızlığı, sıkıntıyı, yabancılaşmayı, aşkı, bekleyişi ve insanın kendisiyle bitmeyen hesaplaşmasını öyle bir dile dönüştürdü ki, şiirleri yazıldığı dönemin sınırlarını aşarak bugünün okuruyla da konuşmayı sürdürüyor.

8 Ağustos 1928’de İstanbul’da doğan Cansever, İkinci Yeni’nin en önemli isimleri arasında yer aldı. Ancak zaman içinde kendi şiir evrenini kurdu. Onun dizelerinde büyük kahramanlar değil; otel odalarında bekleyenler, meyhane masalarında susanlar, kalabalıkların içinde kendini arayanlar ve hayatın kıyısında duran insanlar vardı.

Bu dünyayı kurduğu yerlerden biri de Kapalıçarşı’daki antikacı dükkânıydı. Uzun yıllar burada çalışan Cansever, dükkânın üst katındaki çalışma masasında modern Türk şiirinin unutulmaz eserlerini kaleme aldı. Eski eşyaların, gelip geçen insanların ve İstanbul’un gündelik hayatının içinden süzülen gözlemler, şiirinin en güçlü damarlarından birine dönüştü.

Genç yaşta şiirlerini Ahmet Hamdi Tanpınar’a gösterdiğinde aldığı öğüt, belki de bütün edebiyat serüvenini belirledi. Tanpınar, genç şaire “Sende bir bakma yeteneği var. Bunu geliştir.” demişti. Cansever de ömrü boyunca tam bunu yaptı; insanlara baktı, onları dinledi, davranışlarını gözlemledi ve sıradan görünen ayrıntıları şiire dönüştürdü. Eleştirmenlerin onun şiiri için kullandığı “bakış estetiği” tanımı da buradan doğdu.

İnsanı şiirin merkezine yerleştirdi

Edip Cansever’in şiirini anlamanın en kısa yollarından biri şu cümlede saklıdır: “Edip Cansever’in kitabı insandı.” Şiirinin asıl malzemesini sokaktaki insan, meyhaneler, oteller, parklar ve gündelik hayatın görünmeyen ayrıntıları oluşturuyordu.

Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Ben Ruhi Bey Nasılım ve Bezik Oynayan Kadınlar, Türk şiirinin en önemli eserleri arasında gösteriliyor. Bu kitaplarda yalnızlık, varoluş sancısı, yabancılaşma ve insanın kendisiyle hesaplaşması giderek derinleşir. Cansever’in karakterleri konuşur, susar, bekler; kimi zaman da kendi iç sesleriyle yüzleşir.

Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile

Şiirleri neden eskimiyor?

Belki de bu sorunun en kısa cevabı, Cansever’in insanı zamandan bağımsız bir varlık olarak ele almasında gizli. Onun şiirindeki yalnızlık bugün de tanıdık; kent bugün de kalabalık ama yalnız; insanlar bugün de birbirine yaklaşmaya çalışırken kendi içlerine çekiliyor. Bu yüzden Edip Cansever’in dizeleri, yalnızca bir dönemin tanıklığı değil, insanın değişmeyen hâlinin de kaydı olarak okunuyor.

Evlerin saat beş olma hali
Ben yorgunum anlamaktan
Bir duvar, bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.

1986 yılında Bodrum’da geçirdiği beyin kanamasının ardından 58 yaşında yaşamını yitiren Cansever, geride Türk şiirinin en güçlü miraslarından birini bıraktı.

Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmus ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz, bir kere gelmiş bulundum.

Unutulmayan dizeleri

“İnsan yaşadığı yere benzer.
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer.”

Mendilimde Kan Sesleri

“Biliyor musun az yaşıyorsun içimde.
Oysa ki seninle güzel olmak var.”

Yerçekimli Karanfil

“Ne gelir elimizden insan olmaktan başka.”

Ben Ruhi Bey Nasılım

Yararlanılan kaynaklar:

  • Bâki Ayhan Asiltürk, Edip Cansever – İnsana Bakışın Yarattığı Estetik Portre, Fikir Turu.
  • Deniz İmre, Edip Cansever: Zamanın İçinden Bir Yalnızın Portresi.
  • Edip Cansever’in şiir kitapları ve çeşitli biyografik kaynaklar.

Edip Cansever 98 yaşında: Şiiri neden hâlâ bizimle konuşuyor?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.