İtalya’nın Sicilya Adası’ndaki Messina kentinde 15 Ağustos gecesi gerçekleştirilen sanat soygunu, kısa sürede milyonlarca euroluk değeriyle dünya basınının gündemine girdi.
Hırsızlar, kentte Ferragosto ve geleneksel La Vara kutlamaları sürerken Messina Bölge Müzesi’ne girerek Antonello da Messina’nın eserlerini hedef aldı. 1473 tarihli San Gregorio Poliptiği’nin günümüze ulaşmış beş panelinin tamamı yerinden söküldü. Kaçış sırasında iki panel bırakıldı; üçü götürüldü. Hırsızlar ayrıca Antonello’ya ait küçük, çift yüzlü bir tabloyu da çaldı.
Peki çalınan bu eserler neden bu kadar önemli?

553 yıllık bir Rönesans başyapıtı
San Gregorio Poliptiği, Antonello da Messina tarafından 1473’te, Messina’daki Santa Maria extra moenia Manastırı için yapıldı. Siparişi manastırın başrahibesi Fabria Cirino verdi.
Eser yalnızca tarihlendirilmiş değil, aynı zamanda sanatçı tarafından imzalanmış durumda. Merkez paneldeki küçük kartuşta Antonello, eseri kendisinin yaptığını belirten Latince bir kayıt bıraktı.
Poliptik başlangıçta altı panelden oluşuyordu. Alt sıranın merkezinde tahtta oturan Meryem ve Çocuk İsa, iki yanında Aziz Gregorius ve Aziz Benediktus bulunuyordu. Üst bölümde ise Müjde Meleği ile Meryem’e Müjde sahnesi yer alıyordu.
Üst bölümün merkezindeki altıncı panel yüzyıllar önce kayboldu. Burada muhtemelen meleklerin taşıdığı ölü İsa ya da bir Pietà sahnesinin bulunduğu düşünülüyor. Günümüze kalan beş panel böylece zaten eksilmiş bir bütünün son parçalarıydı.

Eski dünyanın altını, yeni dünyanın perspektifi
San Gregorio Poliptiği’ni sanat tarihi açısından ilginç kılan yalnızca yaşı değil.
İlk bakışta Orta Çağ geleneğinin izleri görülüyor: altın zemin, birbirinden ayrılmış paneller, dinsel figürler…
Ancak Antonello bu eski yapının içine Rönesans’ın yeni mekân anlayışını yerleştiriyor. Meryem’in tahtının altındaki basamak bir panelde başlayıp diğerlerinde devam ediyor. Böylece fiziksel olarak ayrı tahtalara resmedilmiş figürler, gözümüzde aynı mekânın içinde yaşamaya başlıyor.
Müze de eserin önemini tam bu noktada vurguluyor: Geleneksel altın fon korunurken perspektif sayesinde paneller arasında tek ve sürekli bir mekân yaratılıyor. Flaman resminin ayrıntı ve ışık anlayışı da İtalyan Rönesansı’nın geometrik perspektifiyle buluşuyor.
Bu nedenle San Gregorio yalnızca dinsel bir sunak resmi değil; Orta Çağ’dan Rönesans’a geçişin resim üzerinde görülebildiği bir eser.
Depremden kurtuldu, hırsızlardan kurtulamadı
Poliptiğin hikâyesini olağanüstü kılan bir başka ayrıntı daha var.
Eser, 1908 Messina depreminden sağ çıktı. Avrupa tarihinin en yıkıcı depremlerinden biri olan felaket kentin büyük bölümünü yerle bir ederken San Gregorio’nun bulunduğu yapı da ağır hasar gördü.
Paneller zarar gördü, bazı bölümleri kayboldu. Daha sonra restorasyonlarla korunmaya çalışıldı. Özellikle Aziz Gregorius panelindeki kayıpların okunabilir hale getirilmesinde depremden önce çekilmiş fotoğraflardan yararlanıldı.
Üstelik Sicilya yönetiminin kayıtlarına göre eser, Antonello da Messina’nın doğduğu Messina’da kalan tek eseri niteliğindeydi. Bu nedenle kayıp yalnızca bir müzenin koleksiyonundan dört parçanın eksilmesi anlamına gelmiyor; kentin kendi Rönesans ustasıyla kurduğu tarihsel bağa da dokunuyor.
Dördüncü eser avuç içine sığacak kadar küçük
Hırsızların götürdüğü diğer eser ise devasa bir müze tablosu değil.
Yaklaşık 16 × 12 santimetrelik çift yüzlü küçük bir ahşap panel.
Bir yüzünde Çocuk İsa’yı taşıyan Meryem ve dua eden bir Fransisken, diğer yüzünde ise Pietà, yani acılar içindeki İsa tasvir ediliyor.
1465–1470 civarına tarihlenen eserin küçük boyutları, onun bir kilise sunağından ziyade kişisel ibadet için yapılmış olabileceğini düşündürüyor. Eser 1930’dan itibaren Wilhelm Soldan koleksiyonundaydı; 2003’te Antonello’ya atfedildikten sonra Christie’s’de satışa çıkarıldı ve Sicilya Bölgesi tarafından satın alındı.
Böylece hırsızların seçtiği dört parça, Antonello’nun sanatının iki farklı yüzünü temsil ediyor: biri anıtsal bir kamusal dinsel eser, diğeri ise neredeyse insanın avucunda tutabileceği kadar kişisel bir ibadet nesnesi.
Antonello da Messina neden bu kadar önemli?
Yaklaşık 1430’da Messina’da doğan Antonello, İtalyan Rönesansı’nın en özgün ressamlarından biri kabul ediliyor.
Onun resimlerinde özellikle Flaman sanatının ışık, renk ve ayrıntı duyarlılığı ile İtalyan Rönesansı’nın perspektif anlayışı buluşuyor. 1470’lerde ürettiği eserler ve ardından Venedik’te kurduğu ilişkiler, onu 15. yüzyıl Avrupa resminin önemli bağlantı noktalarından birine dönüştürdü.
Bugün Londra, Paris, Berlin, Venedik ve Palermo gibi kentlerin önemli koleksiyonlarında eserleri bulunuyor. Ancak Messina için San Gregorio’nun anlamı başkaydı: sanatçı tarafından kendi kentinde yapılmış ve yüzyıllarca orada kalmıştı.
80 milyon euroluk eser kime satılır?
Soygunun en büyük bilmecesi burada başlıyor.
Uzman tahminlerinde çalınan parçaların toplam değerinin 70–80 milyon euroya ulaşabileceği belirtiliyor. Fakat bu, hırsızların elinde kolaylıkla 80 milyon euroya çevrilebilecek dört tablo bulunduğu anlamına gelmiyor.
Tam tersine.
San Gregorio panellerinin fotoğrafları, ölçüleri, geçmişi ve müze kayıtları biliniyor. Dünyanın önemli müzeleri, müzayede evleri, galerileri ve uzmanları bunların ne olduğunu biliyor. Dolayısıyla eserlerin normal sanat piyasasına çıkarılması son derece güç.
Yetkililerin soygunun sipariş üzerine gerçekleştirilmiş olabileceği ihtimalini değerlendirmesinin nedenlerinden biri de bu. Ancak soruşturma tamamlanmadan belirli bir özel koleksiyoncuya veya suç ağına ilişkin bir iddiayı gerçekmiş gibi kabul etmek mümkün değil.
Sanat hırsızlığının paradoksu da burada yatıyor:
Bir eser ne kadar ünlü ve değerliyse, onu açık piyasada satmak o kadar zor.
Messina’daki soygunun bundan sonraki hikâyesini de tam olarak bu soru belirleyecek: 553 yıldır bilinen, depremden kurtulmuş ve sanat tarihi kitaplarına girmiş bu paneller şimdi nerede?
Ana görsel resim altı: Antonello da Messina’nın 1473 tarihli San Gregorio Poliptiği. Günümüze ulaşan beş panelin tamamı soygun sırasında yerinden söküldü; ikisi kaçış sırasında bırakılırken üç panel götürüldü.
İç görsel resim altı: San Gregorio Poliptiği’nde alt bölümde tahtta Meryem ve Çocuk İsa ile Aziz Gregorius ve Aziz Benediktus; üst bölümde ise Müjde Meleği ve Meryem’e Müjde sahnesi yer alıyor. Eser, geleneksel altın zemin ile Rönesans’ın perspektif anlayışını aynı kompozisyonda buluşturuyor.
Etiketler:




