Türk şiirinin modern dönemindeki en özgün isimlerinden Cemal Süreya’nın yalnızca şiirlerini değil, düşünme ve yazma biçimini de yakından görmek isteyenler için Günler, şairin çok yönlü dünyasına açılan özel bir kapı niteliğinde.
Şairin klasik anlamda bir günlük olarak tasarlamadığı eser, 993 ayrı kayıttan oluşuyor. Kimi zaman birkaç satırlık bir düşünce, kimi zaman bir şiir dizesi ya da okuduğu bir kitaba ilişkin not; kimi zaman da daha uzun bir tartışma metniyle karşılaşılıyor.
Şiirden siyasete uzanan notlar
Günler boyunca Cemal Süreya’nın ilgi alanlarının genişliği de belirginleşiyor. Şiir ve edebiyatın yanı sıra kitaplar, filmler, tarih, siyaset, güncel olaylar ve yayıncılık dünyası şairin notlarına giriyor.
Bunların arasına kişisel hayatından ayrıntılar ve hatıralar da ekleniyor. Böylece kitap, yalnızca bir edebiyatçının düşüncelerini değil, yaşadığı döneme ve çevresindeki dünyaya bakışını da ortaya koyan çok katmanlı bir metne dönüşüyor.
Günlük değil ama yine de günlük
Cemal Süreya, metnin biçimini oluştururken geleneksel günlük anlayışından farklı bir yol izliyor. Tarihler yerine günleri numaralandırıyor; bazı günleri atlıyor, bazı yazdıklarını ise yayımlamamayı tercih ediyor.
Bu parçalı yapı, Günler‘i kronolojik bir yaşam anlatısından uzaklaştırırken okuru şairin zihninin çalışma biçimine yaklaştırıyor. Anı, otobiyografi ve deneme arasındaki sınırlar kitap boyunca giderek belirsizleşiyor.
993 parçanın sonunda ortaya çıkan ise yalnızca Cemal Süreya’nın hayatından kesitler değil; şiire, edebiyata, siyasete, yayıncılığa ve gündelik hayata bakan bir yazarın kişisel düşünce haritası.

Cemal Süreya’nın kaleminden
Cemal Süreya, Günler’in nasıl bir yazma serüvenine dönüşeceğini daha başlangıçta şu sözlerle anlatıyor:
“Yine sanırım, bu yazı biçimi bana uyacak. Uyarsa, yaşadığım sürece akıp gitsin. Adını sonra koymalıyım. Neye dönüşecek, belli değil. Biliyorum, sürekli yazmak bir serüven, yazmaksa bir tören.”
— Cemal Süreya, Günler




